|
Dünyanın Yedi Harikası
|
|
11-08-2009, 02:41:24 AM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Dünyanın Yedi Harikası
Dünyanın Yedi Harikası, tamamı insanoğlu tarafından inşa edilmiş, olağanüstü antik yapı ve yapıtlardır. Ayrıca Antik Dönemin Yedi Harikası adıyla da anılırlar. İlk olarak M.Ö. 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılan bir kavramdır. M.Ö. 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros tarafından ilk olarak "Dünya'nın yedi harikası üzerine" (Περὶ τῶν Ἑπτὰ Θεαμάτων) adlı eserle oluşturulmuştur. Günümüzde geçerli kabul ettiğimiz 7 harika listesi, M.Ö. 2. yüzyılda son şeklini almıştır.
Günümüzde, Dünyanın Yedi Harikası'ndan sadece Keops Piramidi ayaktadır. Diğerleri yangın ya da deprem gibi nedenlerle yokolmuşlardır. Keops Piramidi Keops PiramidiGiza Piramitleri'nin üçü birden dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu (Keops) tarafından yaptırıldı. Yapımının 20 yılı aştığı sanılmaktadır. Piramit yapıldığında 145,75 m. yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Keops Piramidi ilk inşa edilen olmasına rağmen dünyanın yedi harikası arasında günümüzde ayakta duran tek yapıdır. Astronom Richard Prodor'a göre Büyük Piramit bir astronomi rasathanesi olarak yapılmıştı. Modern teleskoptan önceki en ileri, en mükemmel araçtı. Piramit'i inşa edenler Piramit'in içinde gitgide daralan dev bir yarık açmışlardı. Bu, gök kubbesini boydan boya aşan meridyenin hizasıydı. Aşağı inen geçitten yukarıya bakıldığında gökteki bütün yıldızlar izlenebiliyordu. Sir Flinders Petrie'nin hesaplarına göre Büyük Piramit her biri, 5 ton ağırlığında 2,5 milyon adet taştan meydana gelmektedir ve her bir taşın 127x 127x71 cm ölçüsünde ve toplam ağırlığının yaklaşık 6,5 milyon ton olduğu hesaplamıştır. BÜYÜK PİRAMİT MİMARİ KEHANET VERİLERİNE Mİ SAHİPTİ? Arap Tarihçisi Ebu Zeyd Al Balkı’nın yazdıklarına göre, Piramit inşaatında, büyük taş blokları yerlerinden kaldırmak ve taşımak için, bunların üstüne, üzerinde bazı formüller yazılı papirüsler konurdu. Sonra bir avuç büyüklüğünde iç içe giren halkalarla donanmış bir alet taş bloğun üzerine tutulur, halkalar çevrilirdi. Bunun üzerine taş ağır ağır yerinden kalkar ve istenen yere götürülebilirdi. Daha sonra David Davidson araştırma yapıp, aylarca uğraşarak Piramit'in geçitlerini, odalarını ölçtü. Bulduklarını 1924 ve 1934'de iki broşür halinde yayınladı. Davidson'a göre Piramit'in içindeki ölçüler ilerde olacak olaylara ait tarihlerdi. Büyük Piramit mimari kehanet verilerine sahipti. KRAL ODASININ SIRRI Fransız bilim adamı Bovis, Piramit'te bir şeyi fark etti. Kral Odasındaki çöp tenekelerinde, içeriye girerek orada ölen küçük hayvanların leşleri vardı. Bunların vücutlarındaki sıvılar buharlaşmış, hayvanlar birer mumya haline gelmişti. Bovis'ten esinlenen Çek Mühendis Kare Drbal piramit biçiminde maketlerle deney yaptı. Piramidin içine yerleştirilen süt, yoğurt, yumurta taze kalıp, bozulmuyordu. Kullanılan bir jilet piramidin içine konulduğu zaman o jiletle defalarca tıraş olma imkanı bulunmaktaydı. Piramitlerin, içindekini koruyan özel bir enerji alanları vardı. Ayrıca piramitlerin tepesinde olduğu söylenen dev kristallerle de, ne tür enerji dengeleri kuruluyordu, uzaya bir tür yayın mı yapılıyordu şimdilik pek bilmek mümkün değil gibi gözüküyor! 1968 yılında Nobel Fizik Ödülü kazanan Dr. Luis Alvarez, Piramit'in içine elektronik aletler yerleştirdi. Amacı Piramit'in içinden geçen kozmik ışınları kaydetmek ve Piramit'in içinde henüz tespit edilemeyen kısımları bulmaktı. Aletlerin kayıtları bir banda alınıp, bilgisayara veriliyordu. Bilgisayardan Piramit'in röntgenini çıkarması bekleniyordu. Sonuçta, Kahire'deki IBM merkezinde projenin şefi olan Dr.Amr Goneid bilgisayarın, Piramit'in boyutları hakkında saçma sapan bilgi vermekte olduğunu bildirdi. Bilgisayar aynı süre içinde kullanıldığı diğer projelerde gayet iyi çalışmaktaydı. IBM teknisyenleri cihazı kontrol ettiler ve hiçbir bozukluğu olmadığını bildirdiler. Yani Piramit'te kaydedilen bantlarda garip bir aksaklık vardı. Dr.Alvarez bu aksaklığın ne olduğunu asla öğrenemedi. Piramit sırrını kendi özel yöntemleri ile koruyordu. Piramitlere gizli girmeye çalışan arkeologlarla ilgili de pek çok gerçek ve gerçeküstü öykü vardır. Hatta piramitlerin sırlarını vermemesi hakkında, piramidin laneti gibi adlar taşıyan pek çok film de yapıldı. Ama ne yaparsak yapalım nafile, piramitler kendi sırlarını adeta bir canlı gibi kendi kendilerine koruyorlar! Teozofinin kurucusu ve en ünlü isimlerinden biri olan Madam Blavatsky piramitlerin inşa tarihinin 78.000 yıl önce olduğunu söylemiştir. Arap Tarihçisi Ebu Zeyd Al-Balki Piramit içerisindeki yazılı hiyeroglif metinleri çevirirken, Büyük Piramit'in Lire Yıldızı'nın Yengeç Burcuna girdiği zaman inşa edilmiş olduğunu tahmin etmiştir. Yani 72.000 yıl önce… İskoçyalı bilgin Piazzi Smyth, piramit'in 53.824 yıl önce yapıldığını hesapladı. Edgar Cayce'in “okumalar” adını verdiği psişik çalışmalarına göre Piramit'in inşası yüz sene sürdü. Karnak Mabedi rahiplerinden Aton (M.Ö. 1670) Büyük Piramit'in Büyük Tufandan üç bin yıl önce yapıldığını yazar. Büyük Piramit hakkında bazı ansiklopedilerde Keops Piramit’inin LV. Sülale (M.Ö.4000- 2500) zamanında Firavun Keops tarafından yaptırıldığını yazmaktadır. Piramit gibi bir yapıtın, gerçek boyutlarıyla önceden planlanması ve dikkatle ölçülmesi gerekir. Geometri formülleri ve ön hesaplar olmadan böylesine bir yapı gerçekleştirilemez. Günümüze dek gelen matematik kayıtları bu varsayımı doğrular. Örneğin, bu kayıtlarda bir dizi problem, Piramit'in eğri duvarının hesaplanmasına ayrılmıştır. Gerçekten bu gibi yapılarda büyük matematik bilgisi gerekir. Daha doğrusu Piramit yapılmadan önce çok ince hesaplanmış, uygulamaya geçilmiş ve sonuçta bazı veriler ortaya çıkmıştır ki, bu veriler günümüz teknolojisi için bile hayli şaşırtıcı ve çağları da aşan bilgilerdir. Ve Keops'un İlginç Sırları ; -- Piramit'in bulunduğu yerden geçen meridyen Dünyamızı tam ikiye böler. -- Piramit'in çevresi bir yıl içindeki gün sayısını, yani 365,24'ü vermektedir. -- Kraliçe Odasının uzunluğu pi sayısı ile çarpıldığında 365,242 sayısını vermekte. Bu, yılın gün süresine eşittir. -- Piramit'in yüksekliği 109 'la çarpıldığında Dünya'nın Güneş'e uzaklığı yaklaşık olarak çıkmaktadır Piramit'in çevresi, yüksekliğinin iki katına bölündüğü zaman pi sayısını bulmaktayız. (3,1416...) -- Piramit'in ağırlığı 1015 ile çarpıldığında, Dünya'nın yaklaşık ağırlığını vermektedir. -- Dünya'nın kutup ekseni, doğrultusunu günden güne değiştirmekte ve böylelikle her 2.200 yılda Güneş'in arkasına yani bir burcun gelmesine olanak vermektedir. İlk durumuna ancak 25.827 yıl sonra varmaktadır.(Buna siklus denir.) Bu sayı Piramit'te 25.826 olarak taban köşegenlerinin toplamıdır. -- Piramit'in dört yüzü de dört ana yönü göstermektedir. Kuzey yönü gerçek kuzeye göre ancak 4 dakika 53 saniyelik bir sapma gösterir. -- Piramit'in bulunduğu yer Dünya'nın ağırlık merkezinin tam üstüdür. -- Büyük Piramit'in içinde Sirius Yıldızı'nın Dünya'dan görüldüğü süreyi merkez alınarak yapılmış 32.000 yıllık devreyi kapsayan bir takvim bulunmaktadır. -- Sirius tam doğudan doğmaktadır. Mısırlılar Sirius'un tam güneşle beraber doğduğu andaki vakti merkez almak kaydıyla (19 Temmuz) takvim yapmışlardır. Babil'in Asma Bahçeleri M.Ö. 450'li yıllarda tarihçi Herodot "Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar." demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir. İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı Marduk'a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu. Babil, M.Ö. 605'den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar tarafından yapılmıştır. Daha zayıf bir rivayete göre ise M.Ö. 810 yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından yapılmıştır. Bahçeler Nebuchadnezzar'ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis'i neşelendirmek için yapılmıştı.Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya'nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı. Yunanlı coğrafyacı Strabo'nun M.Ö. birinci yüzyıldaki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Zincir pompa, biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu. Yunanlı tarihçi Diodorus'a göre bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte ve 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi. Ninova'daki Asurbanipal kitaplığında bulunan çivi yazısı tabletlere göre Babil'de 53'ü büyük, 650'si küçük olan toplam 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal vardı. Şehir dörtgen bir plana göre kurulmuştu. Biri iç, diğeri dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda 2 surla çevriliydi. Surların dışında bütün şehri çevreleyen su hendekleri de vardı. İstilalar yüzünden sönmeye başlayan şehir, özellikle Pers Kralı Keyhüsrev'in Babil'i fethetmesinden sonra sönmeye başlamış, M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir. Bu şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarılabilmiştir. Zeus Tapınağı Zeus Heykeli M.Ö. 450 yıllarında, adına olimpiyat oyunları düzenlenen Tanrıların kralı Zeus için, Olimpiyatlar'a ismini veren Olimpia'da yapılmıştır. Zeus Heykeli, bir tahta iskelet üzerine altın, fildişi ve metal parçalar yerleştirilerek Partenon'un içinde yapılmıştır. Heykelin oturduğu taban 6,5 m. genişliğinde ve 1 m. yüksekliğinde, heykelin kendisi ise 13 m. yüksekliğindeydi. Olimpiyat oyunları 391 yılında Theodosius I tarafından putperestlik olarak değerlendirilip sona erdirilince, Zeus Tapınağı da kapatıldı. Heykel, zengin Yunanlılar tarafından Constantinople’ye taşınmıştı ve 462 yılındaki büyük yangında yok olana dek orada kaldı. Bugün temelleri [1], birkaç yıkılmış kolon[2] ve enkaz[3] tüm kalıntılarıdır. Artemis Tapınağı Artemis Tapınağı'nın temelleri milattan önce 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Tanrıça Artemis'e ithafen yapılmıştır. Tamamiyle mermerden oluşuyordu. Lidya kralı Croesus tarafından yaptırılan yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmıştı ve dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından yapılmış olan bronz heykellerle süslenmişti. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu. Artemis Tapınağı M.Ö. 21 Temmuz 356'da adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir Yunanlı tarafından yakıldı. Aynı gece Büyük İskender doğmuştur. Büyük İskender Anadolu’yu fethettiğinde Artemis Tapınağı’nın yeniden yapılması için yardım teklif etmiş fakat reddedilmiştir. Rodos Heykeli 32 metre yüksekliğinde, demir ve taşla desteklenmiş bronzdan yapılmış bir heykeldir. Rodoslular tarafından Güneş Tanrısı [Helios]'a ithafen yapılmıştır. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başarmıştır. Bunun en büyük sebebi, devasa bir heykel olmasının yanısıra Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin simgesi olması idi. Rodos Heykeli’nin yapılması tam 12 yıl sürmüş ve heykel M.Ö. 282 yılında bitirilmiştir. Liman girişinde bulunan heykel M.Ö.226 yılında bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırıldı. Rodoslular, Firavun Ptolemy III Eurgetes’den restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kâhine başvuruldu ve yardım reddedildi. Neredeyse 900 yıl boyunca heykel harabe halinde kaldı. 654 yılında Araplar Rodos’u feth ettiler. Heykelden kalanları Suriyeli bir Yahudi’ye sattılar. İskenderiye Feneri Tehlikeli kıyı şeridi boyunca gemicileri yönlendirmek amacı ile Mısır'ın İskenderiye kenti kıyısındaki Faros (Pharos) adasında yapılmıştır.Proje Büyük İskender'in komutanları Ptolemy Soter zamanında M.Ö 290 yılları sonunda başlamış, ölümünden sonra oğlunun hükümdarlığı zamanında bitirilmiştir. Şehrin batı limanında bulunan fener yaklaşık 166 m. yüksekliğindedir. Sadece harikaların değil bugüne kadar yapılmış fenerlerin de en yükseğidir. Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar Sostratus tarafından finanse edilmiştir. Fener’in en gizemli yanı, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtmak amacı ile tasarlanmış cilalı bronz aynalarıydı. Geceleri ise aynaların önünde ateşler yakılıyor, böylece aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km. mesafeden görülebiliyordu. Yapı bir dizi depreme kadar bozulmadan kaldı. Fakat depremler ve doğal şartlar sonunda çöktü. Üst kısmı 955 yılında bir deprem ve fırtınada kopan fenerin gövde kısmı da 1302'de başka bir depremde çöktü. En sonunda 1480 yılında Memlük Sultanı Kait-bay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere tamamen yıkıldı. Halikarnas Mozolesi Halikarnas Mozolesi, Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi tarafından yaptırılmış bir mezar. Bodrum civarında yapılmış ve yapımı M.Ö. 350 yılında tamamlanmış. Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunuyordu. Süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası, podyumun üstünde bulunuyordu ve İyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti. Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört tane savaş atıyla çekilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatıyordu. Halikarnas Mozolesi'nin toplam yüksekliği 45 m. idi ve 4 tarafındaki 4 heykelin her birini ayrı bir heykeltıraş yapmıştı. Bu heykeller, tanrıların değil de insanlar ve hayvanların heykelleri olmasından dolayı tarihte özel birer yer tutarlar. 16 yüzyıl boyunca Halikarnas Mozolesi iyi bir durumda korundu. 15.yy da Haçlı Seferleri sırasında St.John şövalyeleri bölgeye geldiler ve bugün Bodrum Kalesi olarak geçen büyük bir kale yaptılar. Bu kalenin yapımında Halikarnas Mozolesi'nin nerdeyse bütün taşları kullanıldı |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi






